REANİMASYON ÜNİTESİ

 
Doktorlarımızın Özgeçmişleri   Anış ARIBOĞAN  
    Aysu İNAN KOÇUM  
    Esra EROL ÇALIŞKAN  
    Hacer ÜLGER  
    Hatice Evren EKER  
    Meltem AÇIL  
    Mesut ŞENER  
    Nesrin BOZDOĞAN  
    Oya YALÇIN ÇOK  
    Şule AKIN  

Doktorlarımızın Sunumları
    Prof.Dr.Anış Arıboğan-Sepsiste Antibiotiyotik dışı Farmakolojik Tedavi Uygulamaları
    Prof.Dr.Anış Arıboğan,Yard.Doç.Dr.Şule Akın-Mekanik Ventilasyon
    Prof.Dr.Anış Arıboğan,Yard.Doç.Dr.Şule Akın-Transfuzyon
Yeni   Yard.Doç.Dr.Şule Akın-ERİŞKİN İLERİ YAŞAM DESTEĞİ
Yeni   Yard.Doç.Dr.Şule Akın-KARDİYOPULMONER RESÜSİTASYONDA ETİK
    Dr.Aynur CAMKIRAN-İnvaziv Vasküler Monitörizasyon Girişimleri
  Dr.Hakan Musa AYAS-Travma
    Dr.Sabiha ERCAN OĞUZ- Serebral Koruma
    Dr.Şule TURGUT BALCI-Yoğun Bakımda Nütrisyon
    Dr.Nükhet VEZİROĞLU-YOĞUN BAKIMDA ENFEKSİYON
    Dr.Meltem GÜNER-YOĞUN BAKIMDA AKUT BÖBREK YETMEZLİĞİ
    Dr.Yasin ALIÇ-YOĞUN BAKIMDA HEMATOLOJİK SORUNLAR
    Dr.Çağatay ÇELİK-OMEGA 3 ve OMEGA 6 YAĞ ASİTLERİ
                       
                       
       
   
   
   
   
   
   
         
                       
                       
Değerli Hasta Yakınları
Geçmiş Olsun
      Hastanız şu anda yaşamsal riski nedeniyle Reanimasyon Ünitemizde tedavi ediliyor.
      İnternet ortamında hazırladığımız bu sayfada sizleri reanimasyon ve yoğun bakım kavramları hakkında bilgilendirmek istiyoruz.
      Reanimasyon ve yoğun bakım kelimelerinin ifade ettiği tıbbi hizmeti, söz konusu ünitelerin idare biçimlerini, yoğun bakım hastasının tanımını ve tedavi yaklaşımlarını burada sizlere özetlemeye çalıştık.
      Hastanızın reanimasyon ünitesinde bulunduğu süre içerisinde sizlere yabancı gelebilecek bazı hastalık adları veya tanımlamaları sıklıkla duyabilirsiniz. Reanimasyon ve yoğun bakım hastalarına ait bu ifadeleri daha kolay anlayabilmeniz ve hastanızın durumunu daha rahat değerlendirebilmeniz için burada onlardan da kısaca söz etmeyi uygun bulduk.
      Hazırladığımız bu kaynağın sizler için aydınlatıcı olması, endişelerinize bir nebze olsun hafifletebilmesi en büyük dileğimizdir.
ara.jpg
GENEL BİLGİLER:
-Reanimasyon ve Yoğun bakım Ünitelerinin temel özellikleri nelerdir?

      Reanimasyon ve diğer yoğun bakım üniteleri, yaşamsal fonksiyonları hayati risk taşıyacak derecede bozulmuş kritik hastalara hizmet vermek düzenlenmiş özel hastane alanlarıdır. Yerleşim biçimi, insan gücü, eğitim içeriği, profesyonel kapasitesi ve teknik donanım açısından özellik taşırlar.
      Reanimasyon ve Yoğun bakım hizmetleri hastane kaynaklarının %30’a yakın kısmını kullanan son derece ciddi yatırımlardır.
      Ülkemizde reanimasyon üniteleri dışında cerrahi ve dahili tıp alanlarında birçok yoğun bakım yapılanması bulunmaktadır. Bunların başlıcaları dahiliye, cerrahi, koroner, çocuk hastalıkları, beyin cerrahisi, nöroloji, kalp-damar cerrahisi yoğun bakım üniteleri olarak sıralanabilir.
-Kaç tip yoğun bakım hizmeti vardır?
      Bugün dünyada tanımlanan iki farklı yoğun bakım hizmeti vardır:
I.derecede yoğun bakım hizmeti; komplike, ileri derecede hayati riski olan hastalara verilen yoğun bakım hizmetidir. Bu ünitelerde ileri teknik donanıma sahip cihazlar (solunum cihazları, kalp monitörleri, infüzyon pompaları, kalp pompaları,beslenme pompaları vb.) bulunur. Yoğun bakım konusunda uzman hekimler tarafından yönetilirler. Yurdumuzda bu içerikte hizmet veren yoğun bakım alanlarının başında Reanimasyon Üniteleri gelmektedir.
reani-2.jpg
Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde yoğun bakım ünitelerinin tümü
I. Derece yoğun bakım hizmeti vermek üzere yapılandırılmıştır.

II. Derecede yoğun bakım hizmeti; özellikle sınırlı maddi kaynaklara sahip devlet ve özel hastanelerde verilen yoğun bakım hizmetidir. Teknik donanım ve eğitimli personel açısından daha sınırlı imkanlara sahiptirler. Bu ünitelerin komplike hastalarda hizmet vermesi mümkün değildir. Buralarda tedavi edilen hastaların genel durumlarının bozulması üzerine I.derece hizmet veren merkezlere sevk edilmeleri şarttır.
-Yoğun bakım hastaları kimlerdir?
      Yoğun bakım hastası olarak tanımlanan üç grup hasta vardır;
      I. Grup hastalar yaşamsal fonksiyonları ileri derecede bozuk ve hayati riski yüksek olan hastalardır. İleri monitörizasyon yöntemleri ile sürekli ve yakın takipleri şarttır. Bu hastalarda ortaya çıkan solunum ve dolaşım yetmezliklerinin standart tedavi yöntemleri ile kontrol ve tedavi edilme şansları yoktur. Mekanik ventilasyon (Yapay solunum) uygulaması, kalp ve dolaşım sistemi için ilaç destek tedavisi gibi yoğun bakım protokolleri gerekir.
      Trafik kazaları, bıçaklanma veya ateşli silah yaralanması gibi travma hastaları, miyokard infaktüsü, kanamalı büyük ameliyatlar, yanıklar, suda boğulma, zehirlenmeler, kalp veya büyük damar cerrahisi uygulanan hastalar, çok organ yetmezliği olanlar, sepsis ve şok hastaları bu gruba verilebilecek örnekler olabilir. Ülkemizde bu grupta yer alan hastalar çoğunlukla reanimasyon ünitelerinde tedavi edilmektedirler.
reani-3.jpg
      II. Grup hastalar; yoğun bakım monitörizasyonu yapılmadığı ve yoğun bakım takip protokolleri ile hasta izlenmediği takdirde hastanın iyileşme şansının risk edileceğine karar verilmiş olan hastalardır. Örneğin kalp yetmezliği, böbrek yada karaciğer yetmezliği olan hastalar, kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan hastalar, beyin damarlarında tıkanma yada kanama nedeniyle izlenen hastalar, ilerleyici kas yada sinir sistemi hastalığı olup genel durumu bozulan hastalar, riskli ameliyat geçiren hastalar bu grupta değerlendirilebilir. Bu hastaların kesintisiz takip edilmesi, tüm vücut fonksiyonlarının monitörize edilmesi ve tedavinin sonuçlarının sürekli izlenmesi şarttır. Ancak hastalara solunum için cihaz desteği gerekmemektedir. Bu hastalar servis şartlarında izlenirse yaşamsal riskleri çok artar bu nedenle yoğun bakım alanında bulunmaları zorunludur.
      III. Grup hastaların yaşam şansları tıbben çok düşüktür. Örneğin hastada ileri devrede bir kanser, son dönem böbrek veya karaciğer yetmezlikleri, yaygın beyin içi kanama, beyin ölümü veya son dönem kas hastalığı mevcuttur. Hastanın yaşamsal fonksiyonlarının devamı ancak yoğun bakım desteği ile mümkündür. Bu hastalarda solunum ve dolaşım başta olmak üzere tüm vücut fonksiyonları yoğun bakım tedavi protokolleri ile izlenir ve tedavi edilirler.Ancak hastaların yaşam şansları tıbben minimumdur.
-Reanimasyon nasıl bir yoğun bakım hizmetidir?
      Ülkemizde mevcut yoğun bakım yapılanması içerisinde Reanimasyon ünitelerini ayrıcalık taşır.
      Reanimasyon Üniteleri özellikle I. Derecede yoğun bakım hizmeti vermek üzere organize edilmiş özel yoğun bakım alanlarıdır. İleri teknik donatım içerirler. Reanimasyon konusunda uzman hekimler tarafından idare edilirler. Reanimasyon ünitesine hasta yatışı reanimasyon sorumlu hekimlerinin konsültasyonu ile gerçekleşir. Ancak hastanın tedavi planı daima ilgili uzmanlık alanları ile birlikte multidisipliner olarak organize edilir.
      Özellikle mekanik ventilasyon (yapay solunum) gereken ve ileri derecede yaşamsal risk taşıyan tüm hastalar hastalıklarının cerrahi yada dahili olup olmadığına bakılmaksızın bu özel ileri yoğun bakım ünitelerinde tedavi altına alınmaktadırlar.
-Reanimasyon Ünitelerinde çalışma prensipleri nelerdir?
      Reanimasyon Ünitelerinde hekim ve hemşire hizmeti 7 gün 24 saat kesintisiz ve hizmet niteliği hiç değişmeden devam etmektedir.Buralarda hastaların yaşamsal bulguları sürekli izlenmekte, saatlik olarak kaydedilmekte ve değişen her durum için hemen yeni plan yapılmaktadır.
      Reanimasyon Ünitesinde tıbbi hizmet, reanimasyon konusunda uzman bir hekim başkanlığında yoğun bakım eğitimi bulunan hekim ve hemşire grubu ile gerçekleşmektedir.
      Reanimasyon ünitesinde görevli hekimlerin tümü I. Derece yoğun bakım hizmeti konusunda eğitimli olup 7 gün gün 24 saat nöbet düzeni içerisinde reanimasyon hastalarının takip ve tedavilerini gerçekleştirmektedirler.
Ayrıca bilimsel toplantılar ve kurslar ile yoğun bakım konusundaki elişmeleri yakinen takip etmekte ve bilimsel aktivitelere direkt katılımcı olmaktadırlar.
      Reanimasyon dışındaki yoğun bakım ünitelerinde de hekimler uzmanlık alanlarındaki(dahiliye,nöroloji, cerrahi vb.) hastaların kritik durumlarını değerlendirmekte ve tedavi planlarını düzenlemektedirler. Ancak bu hastalara mekanik ventilasyon başta olmak üzere ileri yaşam desteği gerektiğinde hastalar reanimasyon hekimleri tarafından değerlendirerek reanimasyon bünyesine devralmaktadır.
      Reanimasyon alanında hizmet veren hemşireler de tüm yoğun bakımlarda olduğu gibi temel elemanlardır. İleri yoğun bakım hizmeti konusunda eğitimlidirler. Teknik özellikleri olan tüm cihazları kullanabilirler, Hasta bakımı konusunda özel bilgilenimleri vardır ve hasta ve hasta yakınları ile iletişim kurma konusunda son derece başarılıdırlar.
      Reanimasyon ünitelerinde görev yapan yardımcı personel ve sekreterler verilen hizmetin niteliğinin farkında olan kişilerdir. Ancak hasta ve hasta yakınları ile verilen talimatlar dışında iletişim kuramazlar.
reani-4.jpgBaşkent Üniversitesi Tıp Fakültesi
Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi
Reanimasyon Ünitesi
-Reanimasyon ve Yoğun bakım üniteleri neden kapalı alanlardır?
      Reanimasyon ve Yoğun bakım alanları başta solunum cihazları, kalp monitörleri ve yoğun bakım yatakları olmak üzere tüm teknik donanımları ile özellik taşırlar. Mevcut sistemleri çalıştıracak elektrik ve tıbbi gaz alt yapıları ile ünitenin havalandırma ve klimatizasyon sistemleri , kesintisiz güç kaynakları yoğun bakım alanlarının özel olarak inşa edilmesini gerektirmektedir. Buna göre yoğun bakım ve reanimasyon üniteleri hastane içerisinde herşeyden önce alt yapı özellikleri ile farklı ve izole yapılanmalar olarak dikkat çekerler. Mevcut yapılanmanın ve verilen hizmetin içeriğinin yoğun bakım eğitimi almış kişiler dışında anlaşılması ve yorumlanması zordur. Bu nedenle yoğun bakım görevlileri dışındaki kişilerin veya refakatçilerin bu özel alanlarda bulunmasının hastalara bir yararı olamayacağı gibi bu kompleks yapı ve hizmet içerisinde engelleyici olacakları da bir gerçektir.
      Ayrıca Reanimasyon veya Yoğun bakım tedavisi gereken hastalar genel durum ve görünüş olarak farklıdırlar. Bu hastaların serbest geçiş alanlarında bulunmaları veya ziyarete açık olmaları onların kişiliklerine saygısızlık olacaktır.
      Bir özel durumda yoğun bakım hastalarının genel durumları nedeniyle enfeksiyona son derece açık olmalarıdır. Reanimasyon ve yoğun bakımlarda bulunacak kalabalık insan grupları hem ünitenin temizlik düzenini bozacak hem de doğrudan hastaya enfeksiyon bulaştırabilecektir.
-Reanimasyon ve Yoğun bakım Üniteleri neden ziyaret ve refakatçilere kapalıdır?
      Reanimasyon ve diğer yoğun bakım hizmetleri 24 saat kesintisiz olarak refakatçi ihtiyacı duyulmadan yerine getirilmesi zorunlu bir hizmettir. Hasta sorumluluğunun hastanın kritik durumu nedeniyle yoğun bakım hekim ve hemşireleri dışında kişilerle paylaşılması mümkün değildir.
      Yoğun bakım özellikle de reanimasyon hizmeti yaşamla ölüm arasında bir mücadeledir. Bu eğitimi, almamış ve bu bilinçle eğitilmemiş kişilerin yoğun bakımda bulunması hastaya yarar değil maalesef zarar verecektir.
reani-5.jpg
      Reanimasyon veya diğer yoğun bakım hastaları tabii ki ziyaret edilebilir. Yalnız reanimasyon ve yoğun bakımlar insanların en aciz halleri ile bulundukları alanlardır. Hastanın bu halinin yoğun bakım ekibi dışında ziyaretçiler tarafından görülmesi paylaşılması hastanın kişilik haklarına saygısızlıktır. Bu nedenle hasta ziyaretine birinci derece yakınlar (anne, baba, eş, kardeşler, çocuklar, torunlar) dışında kimse alınamaz yada onların izni olmadan kimsenin girmesine izin verilemez. Aksi davranış, hastanın özel durumunu yabancılarla paylaşmak anlamına gelir ve yanlıştır. Hastanızın güvenilir ellerde olduğuna inanmanız gerekir. Reanimasyon ve diğer yoğun bakım hizmetleri sizin üstesinden gelemeyeceğiniz bir hizmet türüdür ancak profesyonel ekiplerle halledilebilir bu nedenle hastanıza faydanız olmuyor gibi bir yanılgıya düşmeyin vicdan azabı çekmeyin. Zaten reanimasyon ve yoğun bakım ekipleri hastanızla her an ilgilenmekte, eğer bilinci açıksa sohbet de etmektedirler. Ayrıca aşırı ses, heyecan, ve duygusallıkların hastanızın durumunu olumsuz etkileyeceğini de bilmeniz doğru olur.
      Reanimasyon ve Yoğun bakım ziyaretleri, günlük olarak belirlenen saatler arasında yapılabilmektedir. Ancak ziyaret saati sırasında hastalardan birinde kritik bir durum gelişirse ziyaretlere ara verilmekte ve daha sonraki bir saatte hastanızı görmeniz sağlanmaktadır.
-Reanimasyon ve Yoğun bakım hastanızın durumu hakkında sürekli bilgi alabilir misiniz?
      Reanimasyon ve Yoğun bakım üniteleri son derece enerjik olunması gereken iş yükünün ağır olduğu alanlardır. Hastanız hakkında telefon veya kişisel görüşme ile bilgi almanız tabii ki mümkündür yalnız bunun belirlenen saatlerle sınırlı kalması şarttır. Yoksa hastanızda dahil olmak üzere tüm hastaların tedavisi aksayacaktır. Israrla belirtmemiz gereken bir konuda hastanın birinci derece yakınları dışında ki kişilere ailenin haberi olmadan bilgi verilmesinin mümkün olmayacağıdır.
      Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Uygulama ve Araştırma Merkezi Reanimasyon Ünitesinde, hastanızın genel durumu ve ihtiyaçları ile ilgili olarak hemşirelerimizden bilgi alabilirsiniz ancak hastanızla ilgili ayrıntılı bilgi ve günlük gelişmeleri doktorunuzla konuşmanız gerekmektedir. Hasta bilgilendirme saati olarak belirtilen zaman dilimi içerisinde renimasyon ünitesinin sorumlu hekimi ile buluşmanız da mümkündür.
-Reanimasyon ve Yoğun bakım alanlarına neden özel giysilerle girilir?
      Reanimasyon ve Yoğun bakım üniteleri enfeksiyona açık alanlardır ve hastaların enfekte olma riskleri çok yüksektir. Bu nedenle yoğun bakıma girişlerinizde ayaklarınıza galoş denilen koruyucu naylonlar giymeniz şarttır. Ayrıca özel gömlekler giyilerek hastanın sizlerin günlük giysileriyle teması kısıtlanmış olur.
reani-6.jpg
REANİMASYON UYGULAMALARI:
-Reanimasyon tedavisinde temel prensip nedir?

      Reanimasyon Ünitesine alınan bir hastada iki durum vardır:
      Bunlardan ilki hastanın genel durumunu bozan esas hastalığıdır. Örneğin trafik kazası, bıçaklanma, veya ateşli silah yaralanması ile oluşan organ yaralanmaları, akciğer enfeksiyonları, hepatit, beyin kanaması, yanık, böbrek yetmezliği, bağırsak boğulmaları, karın içi enfeksiyonlar, menenjit, tetanos gibi enfeksiyon hastalıkları nedeniyle hastanın genel durumu bozulabilir.
      İkincisi ise mevcut hastalığın kontrol altına alınamayacak ciddi olması nedeniyle ortaya çıkan, solunum ve dolaşım sistemi bozukluğu başta olmak üzere tüm organlarda yetmezlik gelişmesine sebep olan kritik durumdur. Bu koşulda hastanın reanimasyon veya I. Derecede hizmet veren yoğun bakım ünitesine transferi gerekmektedir.
      Buna göre Reanimasyon ünitelerinde iki tedavi protokolü birlikte yürütülür: Bir yandan hastanın genel durumunu etkileyen hastalığı tedavi edilirken diğer yandan bozulan vücut fonksiyonları için ileri yaşam desteği protokolleri uygulanır.
-Reanimasyon hastası kişisel bakımını yapamaz mı?
      Reanimasyon hastaları maalesef kişisel bakımlarını yapabilecek vücut performansına sahip değildirler. Saç/sakal tıraşı, tüm vücut temizliği, yatakta pozisyon değiştirme, yemek yeme ve tuvalet ihtiyacı tamamen kendisi dışında gerçekleştirilir. Burada en büyük görev hemşirelere düşer. Reanimasyon hemşireleri verdikleri hizmet göz önüne alınırsa çok özel insanlardır ve her türlü takdire layıktırlar.
reani-7.jpg
-Reanimasyon ve yoğun bakım hastaları nasıl beslenir?
      Reanimasyon ve yoğun bakım hastaları asla aç kalmaz ancak herhangi birimiz gibi de beslenemezler. Reanimasyon ve yoğun bakımda hastanın boyu, vücut ağırlığı, hastalığının derecesi ve daha önceki açlık durumuna göre hemen ihtiyacı olan kalori hesaplanır. Bu kalorinin nasıl verilmesi gerektiği formüllerle programlanır ve vücudun ihtiyacı olan tüm maddeler hastaya ulaştırılır. Bu amaçla hazırlanmış özel beslenme ürünleri vardır. Bunlar ya burundan mideye uzanan bir tüple uygulanır yada damar yoluyla hastaya ulaştırılır. Tüple beslemeye “Enteral beslenme” denir, bu bağırsaklara çiğneme işlemi olmadan direk sıvı/püre besinin verilmesidir. Damardan beslenme şekline “Parenteral beslenme” denir. Bu yöntemlerle vücudun tüm şeker-yağ ve protein ihtiyacı vitamin ve elektrolitlerle birlikte hastaya ulaştırılabilmektedir.
reani-8.jpg
-Reanimasyon hastası neden uyutulur?
      Reanimasyon hastalarının çoğunun bilinç düzeyi tam açık değildir. Hastalar genelde huzursuz, aşırı hareketli veya saldırgan olabilir bu durum son derece normaldir. Çünkü hasta bir yandan ölümden korkmakta, diğer yandan solunum güçlüğü çekmekte yada çok fazla ağrı duymaktadır. Çeşitli nedenlerle ortaya çıkan uyumsuzluk durumu hastanın tedavisini zorlaştırır örneğin solunum cihazına reaksiyon verir, takılan damar yollarını çeker, yataktan düşebilir yada kateter ve kabloları koparır. Burada önemli olan hastayı kontrol altına alabilmektir. Bu amaçla hastaya ağrı kesici veya sakinleştirici ilaçlar yapılır. Bazen kafa travmaları veya epileptik ataklarda (sara krizi) olduğu gibi hasta anestezi alıyormuş gibi derin de uyutulabilir. Bu uygulama beyin fonksiyonlarını dinlendirmek için son derece önemlidir. Ancak hastanın bilinç düzeyinin her gün yoğun bakım ekibi tarafından değerlendirildiğini ve gerekiyorsa tekrar uyku veya sakinlik hali sağlandığını bilmek gerekir.
-Mekanik ventilasyon nedir?
      Mekanik ventilasyon hastaya özel cihazlarla yapay solunum yaptırılması işlemidir. Reanimasyon Ünitelerinin en önemli donanımları mekanik ventilasyon uygulamak için kullanılan ventilatör veya respiratör diye isimlendirilen solunum cihazlarıdır. Bu cihazlar ileri bilgi ve teknoloji ile ortaya konmuş hayati öneme sahip sistemlerdir. Mekanik ventilasyon ile reanimasyon hastasının solunum işlemi ve oksijen ihtiyacı hastayı yormadan tamamen cihaz ile sağlanır. Ventilatör kullanımı özel eğitim gerektirir. Mekanik ventilasyon 24 saat gibi bir sürede sonlanacağı gibi hastalığının ciddiyetine göre aylarca da sürebilir.
reani-9.jpg
-Reanimasyon hastalarında hangi amaçla havayolu sağlanır ve hangi tüpler kullanılır?
      Yoğun bakım hastalarına mekanik ventilasyon gerekiyorsa hastanın akciğeri ile solunum cihazı arasında doğrudan bir bağlantı gerekir. Bu amaçla hastanın ağız boşluğundan soluk borusuna (Trakea) endotrakeal tüp olarak isimlendirilen özel bir tüp konularak doğrudan havayolu sağlanmış olur. Böylece hastanın ağız boşluğu ve burnundan hiç kayıp olmadan akciğerine hava yani oksijen yollanır. Eğer hastanın yoğun bakımda kalış süresi 7 günü geçecekse ve bu süre içerisinde solunum cihazından ayrılması mümkün değilse bu kez hastanın soluk borusuna cerrahi bir işlemle “trakeostomi” açılır ve “trakeostomi kanülü” konulur. Peki trakeostomi neden gerekir? Eğer mekanik ventilasyon uzun sürerse ağız bakımı zorlaşır ve tüpün temas ettiği yerlerde yaralar oluşur. Hastaya trakeostomi açılmaz ve ağız bakımı yetersiz olursa burada üreyen mikroplar kolayca akciğere inerek iyileşme süresini uzatacak yeni enfeksiyonlara sebep olabilirler. Ayrıca trakeostomi açılan hastaların ağızdan beslenmesi de mümkün olmaktadır, etrafları ile iletişimleri de daha kolaydır. Trakeostomi kanülü çekildiğinde boğazdaki kesi yerinin kolayca kapanacağını ve minimal bir iz kalacağını da bilmeniz doğru olacaktır.
reani-11.jpg
-Reanimasyon hastalarının boyunlarına takılan kateterler (Santral venöz kateterler) nelerdir?
      Reanimasyon hastaları uzun süre ağızdan beslenemeyecekleri için ihtiyaçları olan sıvı, ilaç ve besinler damar yoluyla verilir. Kol veya bacaklardan açılan damar yolları kolayca tıkanır veya kısa sürede enfekte olurlar. Bu nedenle yoğun bakım hastalarında “santral venöz kateter” denilen ve geniş çaplı birkaç damar yolunu ayni anda içeren özel kanüller hastanın büyük toplar (venöz) damarlarına özel bir teknikle yerleştirililer. Bu damarlar çoğunlukla boyunda bulunur ancak kasıktan da yerleştirmek mümkündür.
reani-12.jpg
Pansuman, ilaç uygulamadaki kolaylık ve enfeksiyon kontrolü açısından özellikle boyun damarları tercih edilmektedir. Bu kateterlerden kalp basınçları ve kalp fonksiyonlarını ölçmek de mümkündür. Santral venöz kateterlerle gerektiğinde hastanın diyaliz aletine bağlanması da sağlanır. Bu kateterlerin uzun süre değiştirilmeden kalabilmeleri de bir diğer önemli avantajlarıdır.
reani-13.jpg
-Hastaların ağrı tedavisinde değişik uygulamalar var mıdır?
      Yoğun bakım hastalarının ağrısının dindirilmesi (analjezi) için genellikle damardan verilen ve tüm vücuda etkili olan ağrı kesici ilaçlar kullanılır. Ancak özellikle travma veya ameliyat sonrası hastalarının ağrı tedavisinde bel bölgesine (spinal veya epidural aralık ) kateter yerleştirmek veya kaburgalar arasına blok uygulamak (interkostal blok) gibi bölgesel analjezi yöntemleri de kullanılabilir. Bunlar sistemik ağrı kesici ihtiyacını azaltan hastanın daha uyanık ve aktif olmasını sağlayan yaklaşımlardır. Bölgesel analjezi amacıyla kullanılan ilaçlara lokal anestetik denir. Son derece pratik ve etkin analjezi yöntemleri olan bu uygulamalardan çekinmeniz gerekmez.
reani-14.jpg
ara.jpg
HASTALIK BİLGİLERİ:
- “Yaşamsal vücut fonksiyonlarının bozulması” ne demektir?

      Yoğun bakım hastalarında vücudun tüm organlarını etkileyecek kadar ciddi bir hastalık vardır ve ilk olarak yaşamsal fonksiyonların en önemlisi olan solunum ve dolaşım sistemleri bozulur. Bu durum vücut fonksiyonlarının devamı için şart olan oksijenin hücrelere gönderilememesi demektir ve hayati risk taşır. Bunun için yoğun bakım hastasında mekanik ventilasyon uygulaması ile solunum işi hastadan alınır veya yüz maskesi ile akciğerlere oksijen yollanır. Eğer kalp ve dolaşım sistemi oksijeni taşıyamayacak kadar hasarlanmış ve yetmezlik gelişmişse bu durumda çeşitli ilaçlarla kalp güçlendirilir ve dolaşım desteklenir, gerekirse kan nakli de yapılır.
      Yoğun bakım tedavisi gerektiren hastalık kontrol altına alınamayacak kadar ciddi ise bu durumda böbrek başta olmak üzere beyin ve karaciğer fonksiyonları ile pıhtılaşma ve bağışıklık sistemleri de bozulmaya başlar. Bu durumda hastanın bilinç düzeyi bozulur, idrar çıkışı azalır, sarılık gelişir, kanama başlar ve enfeksiyon kolaylıkla vücuduna yerleşir. Böylece hayati risk anlamlı derecede artar.
      Özetlersek; yaşamsal fonksiyonlarının bozulması mevcut hastalığın etkisi ile başta solunum ve dolaşım sistemi olmak üzere tüm vücut sistemlerinin hasarlanması ve işlevlerini yerine getirilememesi anlamını taşır. İşte yoğun bakım ekiplerinin başlıca sorumluluğu bir yandan mevcut hastalığı tedavi etmek diğer yandan ileri tedavi protokolleri ile hücre oksijen sunumunu düzenlemek ve organ hasarlanmalarını engellemektir.
-Sistemik İmmun İnflamatuar Yanıt Sendromu/ “Systemic Immun Inflamatory Response Sydrome” /SIRS nedir?
      Sıklıkla “SIRS” olarak ifade edilen “sistemik immun inflamatuar yanıt sendromu”, farklı hastalık nedenlerine karşı gelişen vücudun savunma reaksiyonlarının ortak adıdır.
      “SIRS”i doğuran sebepler travma , yanık, enfeksiyon, zehirlenmeler, kanser, boğulma, ası, ameliyat veya aşırı kan kaybı olabilir. SIRS’in amacı vücudun hücre düzeyinde salgıladığı maddelerle (histamin, sitokinler, kompleman faktörler, interlökin vb.) oluşan özel duruma karşı kendini korumaya ve dokulara yeterli oksijen göndermeye çalışmaktır.
      “SIRS” aslında her hastalık durumunda oluşur örneğin vücut ısısında artış, nabız ve solunum sayısında yükselme çok tanıdık “SIRS” bulgularıdır. Çok güçlü bir vücut reaksiyonu olan sistemik immun inflamatuar yanıt hastaların iyileşmesi için şarttır ancak hastaya yeterli tedavi uygulanmaz yada tedavi etkili olamazsa bu kez istemeden de olsa vücudu yıpratmaya ve organlara hasar vermeye başlar. Sonuçta akciğer ve böbrek başta olmak üzere organ yetmezlikleri ortaya çıkar ve Reanimasyon tedavisi gerekir.
-Şok nedir?
      Şok, arteriyel kan basıncının (tansiyonun) dokulara yeterli kan sunamayacak ve oksijen gönderemeyecek kadar düşmesidir. Hastaların genel görünümü soluk ve siyanotik (morarmış)tir, hava açlığı duyarlar ve huzursuzdurlar, bilinç düzeyleri genellikle bulanıktır, hızlı soluk alırlar, nabız sayıları artmıştır ve idrar çıkaramazlar. Belli başlı şok tipleri şunlardır: Hipovolemik şok; vücuttan aşırı kan veya sıvı kaybı olması sonucu gelişir. Trafik kazası yaralanmaları, kurşunlanma veya yüksekten düşme sonucu oluşan aşırı kanamalar, ishalle seyreden mikrobik hastalıklar en basit örneklerdir.
Kardiyojenik şok; kalp yetmezliği sonucu gelişir.Kalbin kanı pompalama fonksiyonu bozulmuştur. En önemli neden miyokard infaktüsü ( kalp krizi) dür.
Septik Şok; çeşitli nedenlerle vücutta oluşan yaygın enfeksiyon yanıtı sonucu ortaya çıkar. Reanimasyon ve yoğun bakım hastalarında en sık rastlanan şok şeklidir.
Nörojenik Şok; Özellikle omurilik yaralanmalrında görülen dirençli tansiyon düşüklüğü ile seyreden bir tablodur.
Anafilaktik şok; aşırı allerjik reaksiyon (anafilaksi) sonucu ortaya çıkan tablodur. Acil müdahale edilmezse ölümcül olabilir. Penisilin allerjisi en tipik örnektir.
-“ARDS”/”Acute Respiratory Distress Syndrome”/ Akut Sıkıntılı Solunum Sendromu nedir?
      “Akut sıkıntılı solunum sendromu” yada bilinen kısaltma adı ile “ARDS” hastaların özellikle reanimasyon ünitelerinde tedavi edilmelerinin en sık nedenidir. “ARDS” doğrudan yada indirekt olarak akciğer dokusunun hasarlanması sonucu gelişen ani ve ağır solunum yetmezliğidir. “ARDS” akciğer içi yada dışı hastalıklar nedeniyle (örneğin akciğer yaralanmaları yada enfeksiyonları, suda boğulma yada zehirli gaz solunması veya travma olarak isimlendirilen trafik kazaları, ateşli silah yaralanmaları, bıçaklanma, yüksekten düşme, veya karın içi enfeksiyonları, bağırsak boğulmaları, kafa travmaları, vücudun yaygın enfeksiyonları gibi.) oluşabilir.
      Akciğer hasarlanmasının nedeni son derece komplekstir ve farklı nedenlerle vücutta uyarılan savunma sistemlerinin (immun inflamatuar yanıt) akciğer dokusuna da etkilemesi ile oluşur. Akciğer dokusunda ödem, sıvı toplanması ve hücre hasarlanması ile oluşmaktadır. Böylece akciğer dokusundan kana oksijen geçişi bozulmakta ve nefes darlığı, hava açlığı ve siyanoz ile karakterize bir klinik tablo oluşmaktadır. ARDS’nin başlıca tedavisi solunum işinin hastadan alınması yani mekanik ventilasyon uygulanmasıdır.
      Burada ortaya çıkan ve aileleri şaşırtan tablo hastaneye başvuru nedeniyle yoğun bakım ekibinin söz ettiği tablonun birbiri ile ilgisinin anlaşılamamasıdır. Burada unutulmaması gereken vücudun bir bütün olduğudur. Prensip olarak tüm hastalıklar bölgesel olarak başlar eğer bu aşamada kontrol edilemezse organlara yayılmaya başlar en sonunda da tüm vücutta hasarlanma oluşturur.
-“MODS”/ “Multiple Organ Dysfunction Syndrome/ Çok Organ Yetersizliği nedir?
      Yoğun bakım veya Reanimasyon ünitesine kabul edilen her hastada “çok organ yetersizliği (MODS) olasılığı vardır. Az önce anlatmaya çalıştığımız vücut reaksiyonları akciğer dışında kalp, beyin dokusu, karaciğer, böbrek ve kalp, bağışıklık sistemlerini de etkileyebilir. Sonuçta hasta birincil hastalığının yanında organ yetmezliği durumuyla da karşı karşıya kalacaktır. Organ yetmezliği sayısı ikinin üzerine çıktığında hastanın yaşam şansı önemli derecede azalmaktadır.
      Burada önemli nokta organ yetersizliği gelişmesi olasılığı olan hastaların ileri yoğun bakım hizmeti veren ünitelere erken alınmalarının yaşama şanslarını ciddi olarak yükseltebileceğidir. İdeal yoğun bakım hizmeti olmadan uzun süre tedavi edilmeye çalışılan hastalarda organ yetersizliği gelişme ihtimali önemli derecede artmakta ve yaşam riski yükselmektedir.
-Reanimasyon veya Yoğun bakım hastasında böbrek yetmezliği nedir?
      Böbrekler vücuttan fazla su, tuz ile tüm toksik maddeleri uzaklaştıran organlardır. Böbrek hassas bir organdır ve enfeksiyon, sepsis, zehirlenme veya şok gibi nedenlerle kolayca hasarlanabilir. Böbrek yetmezliğinde iki önemli problem oluşur. Bunlardan ilki vücudun fazla suyunu dışarı atamamasıdır bu durumda vücut şişer, solunum ve dolaşım problemleri gelişir. İkincisi ise vücudun toksinleri dışarı atılamamasıdır. Bu toksinler özellikle beyin ve kalp üzerine olumsuz etki yaparlar ve hastada koma gelişebilir yada ani kalp durmaları olabilir. Ani gelişen böbrek yetmezliğinde yoğun bakım tedavisi şarttır.
      Böbrek yetmezliği hafif veya ağır derecede olabilir. Hafif yetmezliklerde ilaç tedavisi yeterlidir. Ağır tabloda ise diyaliz gerekir. Diyaliz özel bir cihazla vücuttan fazla su ve toksik maddelerin çekilmesidir. Diyaliz böbrekler kendini toparlayıncaya kadar vücudun kendini korumasını sağlar yoksa doğrudan böbreğin iyileşmesini sağlayamaz.Aralıklı ve sürekli olmak üzere iki tür diyaliz vardır. Aralıklı diyalizde; hasta gün içmesinde 3-4 saat cihaza bağlanır. Sürekli diyalizde ise hasta 24 saat makinaya bağlı olarak kalır. Böbreğin kendini toparlaması günler hatta aylar alabilir. Böbrek yetmezliği hastanın yaşam riskinde önemli bir faktör olsa da hastanın dializ protokolü ile yoğun bakımdan çıkabilmesi de mümkündür.
reani-17.jpg
-Reanimasyon veya yoğun bakım ünitelerine hastalar hangi sinir sistemi (nörolojik) problemleri ile gelebilir?
      Yoğun bakımlarda çok çeşitli santral sinir sistemi problemleri görülebilir. Örneğin beyin tümörü ameliyatı sonrası, beyin iltihapları, beyin damarlarının yapısal bozuklukları olan anevrizma (baloncuk) yırtıkları, beyin kanamaları yada kafa travmaları nedeniyle hastalar yoğun bakım ünitelerine yatırılırlar. Bu hastaların bilinç düzeyleri farklıdır. Uykuya eğilimli, saldırgan yada oryantasyonu bozuk olabilir yada koma hali mevcuttur. Hastalar ilaç tedavisi ile sakin tutulurken gerekirse mekanik ventilasyon uygulanır.       Nöroloji hastalarının bir kısmında da kas yada periferik sinir sistemi hastalıkları mevcuttur. Bunlar ya ilerleyici (myastenia Gravis, multipl skleroz gibi) yada aniden (Guillan Barre sendromu gibi) ortaya çıkabilir. Yoğun bakımda bulunma sebepleri kesinlikle solunum yetmezliğidir ve mekanik ventilasyon gerekir.
-Reanimasyon veya yoğun bakım hastalarında kanama ve pıhtılaşma problemleri oluşur mu ?
      Yoğun bakım hastalarında en sık raslanan problemlerden biri mide ve bağırsaklarda oluşan “stres ülser kanama”larıdır. Bu nedenle yoğun bakıma alınan tüm hastalarda ülser oluşması veya kanamasını önlemek için ilaç tedavisi başlanır. Kan nakli gerektirecek kadar önemli ülser kanaması nadiren gelişir.
      İleri dönem yoğun bakım hastalarında kanın pıhtışma fonksiyonu sistemik olarak bozulabilir. Bu durumda hastanın cildinde, yara ve kateter bölgelerinde sızıntı şeklinde kanamalar dikkat çeker. Tedavi planı genellikle kan ürünlerinin kullanılması şeklindedir.
      Yatak istirahatı zorunlu olan yoğun bakım hastalarında akciğer ve bacaklarda pıhtı oluşma ihtimali de vardır. Bu nedenle hastalar gün içinde yatak içerisinde sürekli pozisyon verilerek hareket ettirilir, fizik tedavi ekipleri tarafından kol ve bacaklara egzersiz yaptırılır ve hasta uygun olduğu ilk anda tekerlekli sandalyeye oturtularak mobilize edilir.
-Reanimasyon Ünitesinde iyileşme sağlanan hastanın seyri nasıl olacaktı?
      Reanimasyon hizmetleri aniden gelişen ve hayati risk taşıyan hastalıkların tedavisi için geliştirilmiştir. Reanimasyon tedavisi ile hastada olumlu gelişmeler sağlanır ve yoğun bakım hizmeti gereksinimi ortadan kalkarsa iki alternatif vardır:
      Bunlardan ilki hastanın mevcut hastalığının gerektirdiği diğer tedaviler için ilgili kliniğe devredilmesidir. Örneğin bir travma hastası yoğun bakım gereksinimi ortadan kalkar, solunum ve dolaşım fonksiyonları düzelirse yaralarının ileri bakımı için beyin cerrahisi, genel cerrahi, ortopedi vb. cerrahi bölümlere devredilecektir. Akciğer problemleri olan bir hasta da solunum cihazı gereksinimi bitince göğüs hastalıkları kliniğine devredilebilir. İlerleyici kas hastalığı olanlar nöroloji veya enfeksiyon nedeniyle yoğun bakımda bulunan hastalar nekahet dönemi için enfeksiyon hastalıkları kliniğine nakledileceklerdir. Bazı hastaların reanimasyon gereksinimi ortadan kalksa da ortaya çıkan organ yetmezliği örneğin böbrek yetmezliği sebebiyle dahiliye kliniği kontrolüne girmesi gerekecektir.
      Bir diğer olasılıkta iyileşen hastanın reanimasyon kliniğinden doğrudan taburcu edilmesidir. Örneğin zehirlenme, suda boğulma gibi olgular acil durumları ortadan kalkınca doğrudan hastaneden ayrılabilirler.
      Reanimasyon Ünitesinde iyileşme sağlanan hastalarla ilgili önemli problem, hayati riski ortadan kalkan ancak kalıcı nörolojik hasar oluşması nedeniyle sürekli bakım gereksinimi doğan hastalarla ilgilidir. Hayati riski ortadan kalkan ancak sinir veya kas sistemi ile ilgili kalıcı fonksiyon bozukluğu oluşan hastanın bakım amacıyla reanimasyon alanında kalmaması gerekir. Çünkü reanimasyon ünitesi gibi enfeksiyona açık alanlarda hastaların genel durumu kolayca bozulabilir. Ayrıca bu hastaların yakın ilgi ve şefkate ihtiyacı vardır ve yoğun bakım ziyaretleri ile ailenin bunu sağlaması mümkün değildir. Bu nedenle kronik (uzun süreli) bakım gereksinimi ortaya çıktığında hasta oluşan sekelle ilgili bir kliniğe veya bir rehabilitasyon merkezine devredilmesi gerekir.
baskent.jpg
Değerli Hasta Yakınları
Geçmiş Olsun
Hastanızın BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ - ADANA UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ - REANİMASYON ÜNİTESİ’ne yatırılmasına karar verildi ise:
      1.Hastanız ilgili personel tarafından hekim eşliğinde Reanimasyon ünitesine götürülür.Sizin bu esnada yatış işlemini tamamlamanız gerekmektedir.
      2.Reanimasyon ünitesinde hemen hastanızın giysileri değiştirilerek gerekiyorsa size teslim edilir.
      3.Hastanız Reanimasyon ünitesine alındığı an acilen monitörize edilir ve tedavisi başlar. Bu aşamada sizden de hastanızla ilgili ek bilgi istenebilir. Yatış işlemlerini tamamlayıp hasta bilgisini verdikten sonra sizin için bekleme dönemi başlayacaktır.
      4.Lütfen sizinle bağlantı kurabileceğimiz adres ve telefon numaralarını Reanimasyon Ünitesi Sekreterliğine bırakmayı unutmayınız
      5.Eğer resmi bir kuruma bağlı iseniz veya özel sağlık sigortanız yapılan masrafı karşılıyorsa reanimasyon ünitesine sevk veya devir işlemi yapmanız gerekebilir. Bu konuda Reanimasyon sorumlu hemşiresi ile bağlantı kurmanız doğru olacaktır. Eğer durumu belgelemeniz gerekiyorsa Reanimasyon Sekreterliğinden acil yatış veya devir işlemi ile ilgili bir belge almabilirsiniz. Bu belge gündüz çalışma saatleri içinde düzenlenmektedir.
      6.Sizi anlıyoruz; önemli bir problemleminiz var, sevdiklerinizin hayatından endişe duyuyorsunuz, kendinizi çaresiz hissediyorsunuz. Ancak siz en doğrusunu yapmışsınız hastanızı yoğun bakım koşullarına teslim etmişsiniz. Yapabileceğiniz tek şey sakin olmak, beklemek, kurallara uymak ve tedaviye yardımcı olmak. Reanimasyon tedavisi genellikle uzun süre devam eder. Bu dönemde enerjinizi doğru kullanmanızı öneririz. Önünüzde zorlu bir dönem var ve güçlü olmanız gerekiyor. Bu nedenle mümkünse evinize gidiniz ve bizimle telefon bağlantısı kurunuz. Eğer hastanede kalmak istiyorsanız kendi aranızda nöbetleşerek bekleyiniz, uykunuza ve beslenmenize dikkat ediniz. Hastane içerisinde reanimasyon ünitesi için özel bir bekleme alanı yoktur arzu ederseniz kafeteryadan yararlanabilirsiniz. Ayrıca dinlenmeniz amacıyla hastane bahçesinde de bol miktarda oturma yeri bulunmaktadır.
      7.Reanimasyon Ünitesinin günlük ziyaret ve hekim bilgilendirme saatlerini mutlaka öğreniniz. Gerek hasta ziyareti ve gerekse hekim bilgilendirme saatlerine en fazla iki kişi gelinmesi doğru olacaktır. Hastanızla ilgili bizlerden aldığınız bilgileri sizler akrabalarınıza aktarınız. Hasta ziyaretine hastanın I. derece yakınları (anne, baba, eş, kardeş, çocuk ve torunlar) dışında izin verilmemektedir. Ailenin izni olmadan hiç kimse hasta yanına alınamaz ve bilgi verilemez.
      8.Hastanızla ilgili ilaç ve malzemenin çoğu hastanemiz tarafından temin edilmektedir. Kan ve bazı özellikli ilaçların temini için sizden yardım alabiliriz. Bu durumda telaşlanmayınız ancak kan ürünü veya ilacı bize ulaştırmakta da geç kalmayınız. Eğer ilaç raporu gerekiyorsa hazırlanması için Reanimasyon sorumlu hemşiresi ile görüşünüz.
            -Son olarak sizlerden ricamız;
            -Karamsarlığa kapılmayınız. Umudunuzu yitirmeyiniz ama gerçekleri de göz ardı etmeyiniz.
            -Hastanızın iyileşeceğine dair size söz veremeyiz ama tüm teknik donanımız, bilgi ve emeğimizle sonuna kadar şans vereceğimizden emin olunuz.

                                      Prof.Dr. Anış Arıboğan                    Yard.Doç.Dr.Şule Akın

Reanimasyon Ünitesi Hasta Ziyaret Saatleri: 12.00-13.00/Her gün
Reanimasyon Ünitesi Telefon Saatleri: 21.00-22.00/Her gün
Reanimasyon Ünitesi Hekim Bilgilendirme saatleri12.30/ Hafta içi – 9.30/ Cumartesi-Paza-Resmi tatiller